ispanya devrimi 1936 / spanish civil war 1936

May 21st, 2009

dünya tarihine hiç de şaşırtıcı olamayacak bir şekilde “ispanya iç savaşı” olarak geçen ispanya devrimi hakkında hazırlanan en geniş çalışma.

yaklaşık 5 gb. boyutunda, safha safha devrimin incelenmesi…belgeselde katılım yüksek tutulmuş, konuşmacılar arasında anarşistler var, sosyalistler de, işçiler, köylüler, öğrenciler, hatta faşistler bile var.

hatırlanacağı üzere, ispanya devrimi, devletin ortadan kaldırılması, eşit ve özgür bir toplum yaratılması, insanlık tarihinde en geniş alan kollektivasyonu olması açılarından çok önemli bir tecrübeydi.

The story of the Spanish Anarchists of 1936, who succeeded in overthrowing the state, creating a free and mutual society, and engaging in the largest land collectivization project in human history. Also covers the downfall of the stateless society due to compromises, negotiations, and cooperation with the Soviet Union.

ingilizce / english !!!

1. BÖLÜM / PART - 1 : Prelude to Tragedy

ispanya devriminin kökenleri.
The origins of the Spanish Civil War.

http://rapidshare.com/files/185063880/The.Spanish.Civil.War.1of6.Prelude.to.Tragedy.XviD.mp3.BobbaFett.part1.rar
http://rapidshare.com/files/185100070/The.Spanish.Civil.War.1of6.Prelude.to.Tragedy.XviD.mp3.BobbaFett.part2.rar
http://rapidshare.com/files/185129553/The.Spanish.Civil.War.1of6.Prelude.to.Tragedy.XviD.mp3.BobbaFett.part3.rar
http://rapidshare.com/files/185150649/The.Spanish.Civil.War.1of6.Prelude.to.Tragedy.XviD.mp3.BobbaFett.part4.rar

2. BÖLÜM / PART - 2: Revolution, Counter- Revolution & Terror

Mücadeleler içinde ölen 500.000 kişinin yaklaşık yarısı cephe gerisinde infazlarla, katliamlarla nasıl öldü…
How more than half the total death toll of 500,000 came not through battle but through murder, execution and massacre behind the lines.

http://rapidshare.com/files/185400567/The.Spanish.Civil.War.2of6.Revolution.Counter-Revolution._.Terror.XviD.mp3.BobbaFett.part1.rar
http://rapidshare.com/files/185490943/The.Spanish.Civil.War.2of6.Revolution.Counter-Revolution._.Terror.XviD.mp3.BobbaFett.part2.rar
http://rapidshare.com/files/185572220/The.Spanish.Civil.War.2of6.Revolution.Counter-Revolution._.Terror.XviD.mp3.BobbaFett.part3.rar
http://rapidshare.com/files/185615106/The.Spanish.Civil.War.2of6.Revolution.Counter-Revolution._.Terror.XviD.mp3.BobbaFett.part4.rar

3. BÖLÜM / PART - 3: Battleground for İdealists

devrimde enternasyonal tugaylar ( yurtdışından gelen gönüllüler )
The international contribution to the war.

http://rapidshare.com/files/185844639/The.Spanish.Civil.War.3of6.Battleground.for.Idealists.XviD.mp3.BobbaFett.part1.rar
http://rapidshare.com/files/185845668/The.Spanish.Civil.War.3of6.Battleground.for.Idealists.XviD.mp3.BobbaFett.part2.rar
http://rapidshare.com/files/185853822/The.Spanish.Civil.War.3of6.Battleground.for.Idealists.XviD.mp3.BobbaFett.part3.rar
http://rapidshare.com/files/185854635/The.Spanish.Civil.War.3of6.Battleground.for.Idealists.XviD.mp3.BobbaFett.part4.rar

4. BÖLÜM / PART - 4: Franco and the Nationalists

franco’ nun milliyetçilik ideolojisi ile 20. yüzyılın en uzun süre hüküm süren diktatörlüğüne uzanan hikayesi.
How General Franco rose from being a cautious conspirator in 1936 to fusing together the conflicting ideologies of the Nationalists and becoming Europe’s longest-ruling dictator of the twentieth century.

http://rapidshare.com/files/185856181/The.Spanish.Civil.War.4of6.Franco.and.the.Nationalists.XviD.mp3.BobbaFett.part1.rar
http://rapidshare.com/files/185857196/The.Spanish.Civil.War.4of6.Franco.and.the.Nationalists.XviD.mp3.BobbaFett.part2.rar
http://rapidshare.com/files/185858336/The.Spanish.Civil.War.4of6.Franco.and.the.Nationalists.XviD.mp3.BobbaFett.part3.rar
http://rapidshare.com/files/185859092/The.Spanish.Civil.War.4of6.Franco.and.the.Nationalists.XviD.mp3.BobbaFett.part4.rar

5. BÖLÜM / PART - 5: Inside the Revolution

ispanya’nın dinamikleri, zincirlerinden boşanıp akan devrimin uzamı…
The nature of the Spanish republic, the extent of the revolution that it unleashed.

http://rapidshare.com/files/185860234/The.Spanish.Civil.War.5of6.Inside.the.Revolution.XviD.mp3.BobbaFett.part1.rar
http://rapidshare.com/files/185862231/The.Spanish.Civil.War.5of6.Inside.the.Revolution.XviD.mp3.BobbaFett.part2.rar
http://rapidshare.com/files/185863528/The.Spanish.Civil.War.5of6.Inside.the.Revolution.XviD.mp3.BobbaFett.part3.rar
http://rapidshare.com/files/185864693/The.Spanish.Civil.War.5of6.Inside.the.Revolution.XviD.mp3.BobbaFett.part4.rar

6. BÖLÜM / PART - 6: Victory and Defeat

devrimin karşı devrimce çökertilişi, franco’ nun galibiyeti ve sonrasında ispanya’ nın franco diktatörlüğündeki zamanı…
How the Civil War ended with the Republic split and Franco then victorious, the fate of refugees, and Spain’s subsequent history under Franco’s dictatorship.

http://rapidshare.com/files/185866016/The.Spanish.Civil.War.6of6.Victory.and.Defeat.XviD.mp3.BobbaFett.part1.rar
http://rapidshare.com/files/185867404/The.Spanish.Civil.War.6of6.Victory.and.Defeat.XviD.mp3.BobbaFett.part2.rar
http://rapidshare.com/files/185875747/The.Spanish.Civil.War.6of6.Victory.and.Defeat.XviD.mp3.BobbaFett.part3.rar
http://rapidshare.com/files/185876617/The.Spanish.Civil.War.6of6.Victory.and.Defeat.XviD.mp3.BobbaFett.part4.rar

[ DUYURU !!! ] " çürüğüm, askerim reddediyorum " belgeseli amargi’ de gösterilecektir / documentary screening about gays &conscientious objection

May 21st, 2009

“Çürüğüm, Askerim Reddediyorum ” Belgesel Film Gosterimi Amargi Kitabevi’nde!
Çürüğüm, Askerim Reddediyorum”
Yönetmen-Senaryo ve Kurgu: Aydın Öztek
Görüntü Yönetmeni: Övünç Angun
Proje Danışmanı: Mehmet Tarhan
Süre: 29’22”
Eşcinselliğin ordu tarafından hastalık olarak gorülmesi, eşcinsellerin bu durumu değerlendirip çürük raporu almalari,çürük raporu almaktan cekinip askerlik yapmaları veya vicdani retçi olmaları…Ordunun eşcinselliğe, eşcinsellerin askerliğe nasıl baktıklarına dair bir belgesel…
Amargi Feminist Kitabevi’nde yapılacak gosterimin ardından, yönetmen Aydın Öztek belgeselin ortaya cıkış hikayesini ve deneyimlerini bizlerle paylaşacak. Belgeselde yer alan isimlerden Mehmet Tarhan ve Emrecan Özen ile de çürük raporu, askerlik ve vicdani red üzerine konuşmaya devam edeceğiz…
documentary about conscientious objection from the sight of gays, the approach of turkish army to the gays , the approach of the gays to the army will be secreened at amargi (adress is below)
after the screening there’ ll be a discussion with mehmet tarhan ( total objector ) and the director aydın öztek.
Yer: Amargi Feminist Kitabevi
Tarih: 23 Mayis Cumartesi / 23th. of may, saturday
Saat: 15,00 / time: 15.00
Adres: / adress : Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sokak No:16 Beyoglu - İstanbul
Tel: (0212) 251 01 54

"guerrilla - the taking of patty hearst" - simbiyonez kurtuluş ordusu / symbionese liberation army

May 20th, 2009

california, berkeley’de kurulan simbiyonez kurtuluş ordusu (symbionese liberation army / s.l.a) adını biyolojideki simbiyoz (ortak yaşam) teriminden alıyor. örgütün manifestosunda “simbiyonez, simbiyoz kelimesinden alınmıştır ve birbirine benzemeyen beden ve organizmaların bütünün çıkarlarını gözeterek derin bir uyum ve ortaklıkla yaşaması anlamına gelir” denmişti. Örgüt, sri lanka kültürüne ait olan yedi başlı kobra yılanını da kendine amblem olarak kullanmıştı. yılandaki her bir baş birlik, kendi kaderini tayin, kolektif çalışmave sorumluluk, işbirliği ekonomisi, amaç, yaratıcılık ve inanç gibi yeditemel ilkeyi temsil ediyordu. şehir gerillasını temel alan ve 1973-1975 arasında etkin olan simbiyonez kurtuluş ordusu ilk defa 1974 yılında ünlü bir medya patronunun kızı olan patty hearst’ü fidye için kaçırarak adını duyurmuştu. patty hearst’ün serbest bırakıldıktan sonra örgüte katılarak banka soygunlarında yer alması da örgütün popülerliğini arttırmıştı. örgüt etkin olduğu süre içinde iki okul yöneticisini faşist oldukları gerekçesiyle öldürdü, ikibanka soygunu yaptı ve iki kez de polisle çatışmaya girdi. 17 mayıs 1974’te 400’den fazla los angeles polisinin örgüt üyelerinin kaldıkları eve yaptığı baskında iki saatboyunca polisle çatıştı. çatışmaya giren örgüt üyelerinin birçoğu bu çatışmada öldü. kalan üyeler 21 nisan 1975’te crocker national bankası soygununu gerçekleştirdiyse de bundan sonra örgüt varlığını sürdüremedi. örgüt amerikan yeni sol hareketiyle ve özellikle de kara panterler ile ilişki içindeydi.


The Symbionese Liberation Army (S.L.A.) was an American self-styled urban guerilla warfare group active between 1973 and 1975 that considered itself a revolutionary vanguard army. The group committed bank robberies, two murders and other acts of violence.
The S.L.A. became internationally notorious for kidnapping media heiress Patty Hearst, abducting the 19-year-old as she and her 26-year-old boyfriend, Steven Weed, sat relaxing in their Berkeley, California home. National interest grew into worldwide fascination when Hearst, in audiotaped messages delivered to (and broadcast by) regional news media, denounced her parents and announced she had joined the S.L.A. She was subsequently observed participating in their illegal activities.
ingilizce / english !!!
indir / download:
http://rapidshare.com/files/85451777/guerrilla.patty.hearst.part01.rar
http://rapidshare.com/files/85479554/guerrilla.patty.hearst.part02.rar
http://rapidshare.com/files/85508780/guerrilla.patty.hearst.part03.rar
http://rapidshare.com/files/85542575/guerrilla.patty.hearst.part04.rar
http://rapidshare.com/files/85573565/guerrilla.patty.hearst.part05.rar
http://rapidshare.com/files/85591349/guerrilla.patty.hearst.part06.rar
http://rapidshare.com/files/85606493/guerrilla.patty.hearst.part07.rar
http://rapidshare.com/files/85621971/guerrilla.patty.hearst.part08.rar
http://rapidshare.com/files/85639522/guerrilla.patty.hearst.part09.rar
http://rapidshare.com/files/85656161/guerrilla.patty.hearst.part10.rar
şifre / pass: lollylegs
(thank you lolly :) )

ACİL DUYURU !!! [ lütfen yayın ]- URGENT ANNOUNCEMENT !!! [ please spread ]

May 20th, 2009


YAKIN ZAMANDA İNFAZ KAYGISI !

İran’ın Azerbaycanlı Ehl-i Hak inancına mensup azınlıktan olan Yunes Aghayan, “Allah’a Karşı Düşmanlık Etmek” suçlamasıyla her an infaz edilme riski altındadır. Aghayan İran’ın kuzeybatısındaki Batı Azerbaycan eyaletinin Urmiye Hapishanesinde tutuklu bulunmaktadır. Diğer bir tutuklu olan Mehdi Kasımzade, aynı suçla yargılanmış ve 28 Şubat 2009 tarihinde infaz edilmiştir, bu durum Yunes Aghayan’ın her an infaz edilebileceğine dair endişeleri arttırmaktadır.

Yunes Aghayan, 2004 yılının Eylül ayında, Ehl-i Hak inançlı köylüler ve güvenlik güçleri arasında çıkan iki çatışmadan sonra tutuklanmıştır. Bu topluluk, Üçtepe köyündeki çiftliklerinin girişindeki dini içerikli yazıları kaldırmayı reddetmişlerdir. Çatışmalar sırasında beş Ehl-i Hak inançlı köylünün ve üç güvenlik görevlisinin öldürüldüğü belirtilmiştir.

Yunes Aghayan ve diğer dört tutuklu, Mahabad İnkılâp Mahkemesinin 2. Şubesinde yargılanmışlardır. 2005 yılının Ocak ayında Yunes Aghayan ve Mehdi Kasımzade, çoğu zaman devlete karşı silah yöneltenlere karşı öne sürülen “Allah’a karşı düşmanlık” suçlamasıyla ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Bu ceza aynı yılın Nisan ayında onaylanmış ve Mehdi Kasımzade 28 Şubat 2009′da infaz edilmiştir. Diğer üç şahıs- Sehend Ali Muhammedi, Bahşali Muhammedi ve İbadullah Kasımzade’nin ölüm cezaları 2007 yılının Eylül ayında temyiz mahkemesinde kaldırılarak İran’ın merkezindeki Yezd eyaletine sürgün ile birlikte 13 yıl hapis cezasına çevrilmiştir.

ARKA PLAN BİLGİSİ:

Ehl-i Hak inancı, 14. yüzyılda ortaya çıkmıştır ve İran’ın batısı ile Irak’ta yaygındır. İnanların çoğu Kürt kökenli olmakla birlikte Azerbaycanlılar dâhil diğer etnik gruplardan mensupları da bulunmaktadır.

İran Anayasası, ülkenin 70 milyonluk nüfusunun yarısını oluşturduğuna inanılan azınlıkların haklarını tanımıştır. Madde 3’ün 14’üncü fıkrası herkesin kanun önünde eşit olduğunu belirtmektedir. İran’ın da taraf olduğu BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin 18. Maddesinin (1) fıkrasına göre ise “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, herkesin istediği dine ya da inanca sahip olması ya da bunları benimsemesi özgürlüğünü ve herkesin aleni veya özel olarak bireysel ya da başkaları ile birlikte toplu olarak, kendi din ya da inancını ibadet, icra, bunun icaplarını yerine getirme ya da öğretme bakımından ortaya koyma özgürlüğünü de içerir.

İran Anayasasının 13. maddesine göre üç dini azınlığın mensupları (Zerdüştler, Yahudiler ve Hıristiyanlar) dini inançlarını yerine getirme hakkına sahiptirler. Ancak Bahailer, Ehl-i Haklar ve Mandenistler (Sabiiler) gibi anayasal olarak tanınmamış dini azınlıklar ve İslam dininden başka bir dine geçen şahısların dini inançlarını serbestçe yerine getirmelerine izin verilmemekte ve ayrımcılık ve ya başka temel insan haklarının ihlalleriyle karşılama riski altındadır.

Lütfen İngilizce, Farsça, Arapça, Fransızca ya da kendi dilinizde bir mektup yazarak en kısa sürede gönderin. Mektubunuzda:
-Yetkilileri Yunes Aghayan’in ölüm cezasını kaldırmaya çağırın;
-Uluslararası Af Örgütü’nün devletlerin suçluları yargılama sorumluluğuna saygı duyduğunu, ancak zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı bir ceza olan ölüm cezasına tamamen karşı olduğunu belirtin,
-Yetkililere İran’ın, BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin taraflarından biri olarak, dini ve inançsal özgürlüğü saygı duymakla sorumlu olduğunu hatırlatın.


Örnek Mektup:

Sayın Başkan,
27 Nisan 2009 tarihinde Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) UA 113/09 numaralı raporundan İran’ın Azerbaycanlı Ehl-i Hak inançına mensup azınlıktan olan Yunis Aghayan, “Allah’a Karşı Düşmanlık Etmek” suçlamasıyla her an infaz edilme riski altında olduğunu öğrendim.
Yunes Aghayan’nın Eylül 2004 ‘de, Ehl-i Hak inançlı köylüler ve güvenlik güçleri arasında Üçtepe köyündeki çiftliklerinin girişindeki dini içerikli yazıları kaldırmayı reddettikleri için çıkan iki çatışmadan sonra tutuklandığını öğrendim.
Buna ek olarak, Yunes Aghayan ve diğer dört tutuklunun Mahabad İnkılâp Mahkemesinin 2. Şubesinde yargılandığını, 2005 yılının Ocak ayında Yunes Aghayan ve Mehdi Kasımzade’nın ölüm cezasına çarptırıldığını ve bu cezanın aynı yılın Nisan ayında onaylandığını, Mehdi Kasımzade 28 Şubat 2009′da infaz edildiğini de öğrendim. Diğer üç şahıs- Sehend Ali Muhammedi, Bahşali Muhammedi ve İbadullah Kasımzade’nin ölüm cezalarının 2007 yılının Eylül ayında temyiz mahkemesinde kaldırılarak İran’ın merkezindeki Yezd eyaletine sürgün ile birlikte 13 yıl hapis cezasına çevrildiği bilgisine de ayrı rapordan eriştim.
Uluslararası Af Örgütü’nün devletlerin suçluları yargılama sorumluluğuna saygı duyduğunu, ancak zalimane, insanlık dışı ve onur kırıcı bir ceza olan ölüm cezasına tamamen karşı olduğunu belirterek, sizi Yunes Aghayan’in ölüm cezasını kaldırmaya çağırıyorum. Ayrıca, İran’ın BM Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesinin taraflarından biri olarak, anayasada tanımlanmamış olsa bile bireylerin ve grupların dini ve inançsal özgürlüğüne saygı duymakla sorumlu olduğunu hatırlatmak isterim.

Bu konuda gereken hassasiyeti göstereceğinizden eminim.
Saygılarımla,
Ad, Soyad:
Adres:
İmza:

LÜTFEN MEKTUPLARINIZI AŞAĞIDAKİ ADRESLERE GÖNDERİN:

Bulunduğunuz ülkedeki İran diplomatik makamlarına ve bunlar dışında,

Head of the Judiciary (Hakimler Heyeti Başkanı)
Ayatollah Mahmoud Hashemi Shahroudi
c/o Director, Judiciary Public Relations and Information Office
Ardeshir Sadiq
Judiciary Public Relations and Information Office
No. 57, Pasteur St., corner of Khosh Zaban Avenue
Tehran, Iran
Email: info@dadiran.ir (konu bölümüne: FAO Ayatollah Shahroudi)
Hitap: Sayın Hakimler Heyeti başkanı - Your Excellency

Leader of the Islamic Republic (İslam Cumhuriyeti Dini Lideri)
Ayatollah Sayed ‘Ali Khamenei
The Office of the Supreme Leader
Islamic Republic Street – End of Shahid Keshvar Doust Street
Tehran, Islamic Republic of Iran
Email: info_leader@leader.ir
via website: http://www.leader.ir/langs/en/index.php?p=letter (English)
http://www.leader.ir/langs/fa/index.php?p=letter (Persian)
Hitap: Sayın Dini Lider- Your Excellency

President (Cumhurbaşkanı)
His Excellency Mahmoud Ahmadinejad
The Presidency
Palestine Avenue, Azerbaijan Intersection
Tehran, Islamic Republic of Iran
Fax: + 98 21 6 649 5880
website:http://www.president.ir/email/

Director, Human Rights Headquarters of Iran
Mohammad Javad Larijani
Howzeh Riyasat-e Qoveh Qazaiyeh / Office of the Head of the Judiciary
Pasteur St, Vali Asr Ave., south of Serah-e Jomhuri
Tehran 1316814737, Iran
Fax:+98 21 3390 4986 (please keep trying)
Email: info@dadgostary-tehran.ir (In the subject line write: FAO Javad Larijani)
Hitap: Sayın Larijani- Dear Mr Larijani

MEKTUPLARINIZI HEMEN GÖNDERİN. 8 Haziran 2009 tarihinden sonraki gönderileriniz için Uluslararası Sekreterya veya bulunduğunuz ülkedeki Uluslararası Af Örgütü şubesi ile bağlantıya geçin.

RISK OF IMMINENT EXECUTION:

Yunes Aghayan, a member of Iran’s Azerbaijani minority and an Ahl-e Haq follower, is at imminent risk of execution after being convicted of “enmity against God”. He is held in Oromieh Prison in West Azerbaijan Province, in north-west Iran. Another man, Mehdi Qasemzadeh, was executed after being convicted in the same case around 28 February 2009, giving rise to fears that Yunes Aghayan could be executed at any time.

Yunes Aghayan was arrested around November 2004, following at least two clashes in September 2004 between members of a group of Ahl-e Haq members and police. The group had refused to take down religious slogans at the entrance to their cattle farm in Uch Tepe, West Azerbaijan Province. During the clashes, five Ahl-e Haq members and at least three members of the security forces were killed.

Yunes Aghayan and four others were tried before Branch 2 of the Mahabad Revolutionary Court. In January 2005, Yunes Aghayan and Mehdi Qasemzadeh were sentenced to death for “enmity against God”, usually applied to those who take up arms against the state. Their sentences were upheld by the Supreme Court in April 2005 and Mehdi Qasemzadeh was executed around 28 February 2009. Three others - Sehend Ali Mohammadi, Bakhshali Mohammadi, and Ebadollah Qasemzadeh - were also sentenced to death, but their death sentences were overturned by the Supreme Court in September 2007. They are serving 13-year prison sentences in internal exile in Yazd Province, central Iran.

BACKGROUND INFORMATION:

The Ahl-e Haq are members of a religion founded in the 14th century, who live mainly in Iraq and western Iran. Most members are Kurdish, with smaller numbers from other ethnic minorities including Azerbaijanis.

The Iranian constitution guarantees equality to minorities in Iran, who are believed to number about half of the population of about 70 millions of inhabitants. Article 3(14) provides for equality of all before the law. Furthermore, Article 18 (1) of the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR), to which Iran is a state party, states: “Everyone shall have the right to freedom of thought, conscience and religion. This right shall include freedom to have or to adopt a religion or belief of his choice, and freedom, either individually or in community with others and in public or private, to manifest his religion or belief in worship, observance, practice and teaching.”

Under Article 13 of Iran’s Constitution, three religious minorities - Zoroastrians, Jews and Christians - are entitled to practise their faith. However, adherents of unrecognized religions, such as Baha’is, the Ahl-e Haq, and Mandaeans (Sabeans), or those who convert from Islam to another religion, are not permitted the freedom to practise their beliefs and are particularly at risk of discrimination or other violations of their internationally recognized human rights.

Please send appeals to arrive as quickly as possible, in Persian, Arabic, English, French or your own language:
- urging the authorities to commute Yunes Aghayan’s death sentence;
- stating that Amnesty International recognizes the right and responsibility of governments to bring to justice those suspected of criminal offences, but opposes the death penalty as the ultimate cruel, inhuman and degrading punishment;
- reminding the authorities that as a state party to the ICCPR, Iran has undertaken to uphold freedom of religion, including the right to manifest one’s religion in public.

Sample Letter:

Excellency,
On 27 April 2009, I learned from Amnesty International’s UA 113/09 numbered report that Yunes Aghayan, a member of Iran’s Azerbaijani minority and an Ahl-e Haq follower, is at imminent risk of execution after being convicted of “enmity against God”.
I learned that he was arrested around November 2004, following at least two clashes in September 2004 between members of a group of Ahl-e Haq members and police because the group had refused to take down religious slogans at the entrance to their cattle farm in Uch Tepe.
In addition to that, Yunes Aghayan and four others were tried before Branch 2 of the Mahabad Revolutionary Court. In January 2005 Yunes Aghayan and Mehdi Qasemzadeh were sentenced to death for “enmity against God” and their sentences were upheld by the Supreme Court in April 2005 , Mehdi Qasemzadeh was executed around 28 February 2009. Three others - Sehend Ali Mohammadi, Bakhshali Mohammadi, and Ebadollah Qasemzadeh - were also sentenced to death, but their death sentences were overturned by the Supreme Court in September 2007. They are serving 13-year prison sentences in internal exile in Yazd Province, central Iran.
Reminding that Amnesty International recognizes the right and responsibility of governments to bring to justice those suspected of criminal offences, but opposes the death penalty as the ultimate cruel, inhuman and degrading punishment, I urge you to commute Yunes Aghayan’s death sentence. Also, I want to remind you that as a state party to the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR) Iran have undertaken to uphold freedom of religion, including the right to manifest one’s religion in public.
Sincerely Yours
Name, Surname:
Address:
Signature:

APPEALS TO:


Head of the Judiciary
Ayatollah Mahmoud Hashemi Shahroudi
c/o Director, Judiciary Public Relations and Information Office
Ardeshir Sadiq
Judiciary Public Relations and Information Office
No. 57, Pasteur St., corner of Khosh Zaban Avenue
Tehran, Iran

Email:
info@dadiran.ir
(In the subject line write: FAO Ayatollah Shahroudi)
Salutation: Your Excellency

Leader of the Islamic Republic
Ayatollah Sayed ‘Ali Khamenei
The Office of the Supreme Leader
Islamic Republic Street – End of Shahid Keshvar Doust Street
Tehran, Islamic Republic of Iran
Email:info_leader@leader.ir
via website: http://www.leader.ir/langs/en/index.php?p=letter (English)
http://www.leader.ir/langs/fa/index.php?p=letter (Persian)
Salutation: Your Excellency

COPIES TO:

President
His Excellency Mahmoud Ahmadinejad
The Presidency
Palestine Avenue, Azerbaijan Intersection
Tehran, Islamic Republic of Iran
Fax: + 98 21 6 649 5880
Email: via website:
http://www.president.ir/email/

Director, Human Rights Headquarters of Iran
Mohammad Javad Larijani
Howzeh Riyasat-e Qoveh Qazaiyeh / Office of the Head of the Judiciary
Pasteur St, Vali Asr Ave., south of Serah-e Jomhuri
Tehran 1316814737, Iran
Fax: +98 21 3390 4986 (please keep trying)
Email:
info@dadgostary-tehran.ir (In the subject line write: FAO Javad Larijani)
Salutation: Dear Mr Larijani

and to diplomatic representatives of Iran accredited to your country.

PLEASE SEND APPEALS IMMEDIATELY. Check with the International Secretariat, or your section office, if sending appeals after 8 June.

"ruanda’nın hayaletleri" / ruanda soykırımı - "ghosts of rwanda" / genocide of rwanda

May 20th, 2009


Ruanda’da 94 yılında sadece 100 gün içinde 1 milyon kişi öldürülmüş (günde 10 bin kişi ediyor) Daha da vahim olanı ise bu insanlar atom bombası ile, taramalı tüfekle ya da kimyasal silahlarla topyekün öldürülmeleri değil “pala”larla, kolları bacakları kesilerek ve doğranarak öldürülmeleridir. Hem de kendi kapı komşuları ve kendi halkı tarafından. Gerçekte biyolojik kökenleri bir, tarihi bir, dili bir, kültürü bir, dini bir ama… Sömürgeciler tarafından farklılaştırılmış, Hutu ve Tutsi adlı iki talihsiz insan topluluğundan biri, diğerine amansız kıyıyor.
Peki nasıl oluyor da bu denli bir vahşet hem de Birleşmiş Milletler ve tüm dünyanın gözü önünde olabiliyor?

Bu taşın altından da yine Avrupa’nın sömürgeci zihniyeti çıkıyor.

Ruanda 1890’larda aç gözlü Avrupa’nın sömürge paylaşımında Almanya’nın payına düşmüş. Fakat Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanlar yenilince Ruanda’nın yönetimi Belçika hükümetine devredilmiş. Belçika, ülke halkını geniş yüz hatları ve burun deliklerine göre şekillendirip Tutsi ve Hutu olmak üzere iki kabileye bölmüş. Ülke yönetimini daha zengin ama azınlık (nüfusun yüzde 11’i) olan Tutsiler ile birlikte sürdürürken fakir olan Hutu kabilesine devlet memurluğu ve yüksek öğrenimi yasaklamış.

Bu politikalar sonucu ezilen Hutular, hem Belçikalılara, hem de kendi soydaşları olan Tutsilere içten içe nefret duygusu beslemeye başlamışlar. Çoğunluğu oluşturan Hutular kendilerine yönelik bu olumsuz politikalardan rahatsızlık duyarak kendi aralarında örgütlenmeye ve hatta silahlanmaya başlamışlar. 1960’larda çıkardıkları bir ayaklanmayla Tutsilerin iktidarına son verip yönetimi ele geçirmişler. Çoğu yurtdışına kaçıp mülteci durumuna düşen Tutsiler başka ülkelerde örgütlendikten sonra yeniden Ruanda’ya dönüp iktidarı ele geçirmeye çalışmışlar. Böylece İç savaşın kıvılcımları çakılmaya başlamış. O sırada ülkede bulunan Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün komutanı , dönemin genel sekreteri Kofi Annan’ı ve tüm dünyayı olacaklar konusunda önceden uyarmasına rağmen haykırışlarına hiçbir cevap alamayınca canını kurtarmak için ülkeyi kendi kaderine terk ederek ülkesine dönmüş. (Belçika’nın Tutsileri, Fransızların ise Hutuları gizlice silahlandırdığı sonradan ortaya çıktı. Ayrıca, 1994 yılında Ruanda’da işlenen soykırımdan kurtulmayı başaran 6 Ruandalı, bölgede görev yapan Fransız ordusunu soykırıma ortak olmakla suçladı. Ruandalılar, konu hakkında inceleme yapan Paris Askeri Mahkemesi’ne verdikleri ifadelerde Fransız askerlerine yönelik dehşet verici açıklamalarda bulundu. Biri kadın 6 Ruanda vatandaşı, Fransız yargıç Brigitte Raynaud’a verdikleri ifadelerinde 1994 yılında BM bünyesinde gerçekleştirilen ‘Turkuaz’ operasyonuna katılan Fransız askerlerinin, Hutuların ‘güvenlik bölgeleri’nde toplanan Tutsileri katletmelerine yardımcı olduklarını açıkladı. Tanıklar, bazı Fransız askerlerinin, Fransız ordusunun korumasındaki Murambi mülteci kampında Tutsileri öldürdüklerine şahit olduklarını iddia etti. Le Monde gazetesinin ele geçirdiği ifadelerden bazıları şöyle:

Auréa Mukakalisa: “Fransız askerlerinin parlak büyük bıçaklarla Tutsileri öldürdüklerini gördüm. Bu gerçek. Yaklaşık bir haftadır oradaydım. Tutsiler bir arabayla kampa getirildiler. Kampın girişinde bariyerlerin yanında öldürüldüler.”

François Bagirubwira: “Kampta, Hutu milisleri oradaki Fransız askerlerine Tutsileri gösteriyordu. Ben kendim 10 kadar Tutsi’nin helikopterlere bindirildiğini gördüm. Bu helikopterlerin kapıları sürekli açıktı. Fransız askerlerinin elleri bağlı Tutsileri helikopterlere koyduklarını da gözlerimle gördüm. 1994 yılının Temmuz ayında üç Fransız askerinin yirmi yaşlarındaki Rose isimli bir kızı sürüklediklerini ve zorla kaldıkları yere götürdüklerini gördüm.”

Aaron Nshymiryayo: “Arkadaşım Jacqueline’e defalarca tecavüz ettiler. Fransız askerleri tarafından bıçakla tehdit ediliyordu. Bazen de ona bisküvi veya biraz para veriyorlardı.”

Fransız Yargıç Brigitte Raynaud’a konuşan Kibuyé kampından bir tanık ise ‘sosyal işlerden sorumlu’ Fransız askerlerinin diğer Fransızlar için kadın seçmek için kampa geldiklerini gördüğünü açıkladı.
Fransız sorgu hakimi Brigitte Raynaud tarafından alınan bu ifadelerin 5 Aralık’tan bu yana Paris Askeri Mahkemesi’nin elinde olduğu ve önümüzdeki günlerde bir soruşturma açılacağı belirtildi. Hakim Raynaud, Fransız Savunma Bakanlığı’nın ‘güvenlik’ gerekçesiyle gitmemesi yönünde uyarıda bulunmasına rağmen konuyu yerinde araştırmak için Ruanda’ya gitmişti.

Ruandalıların avukatı William Bourdan, yaptığı açıklamada, bu şartlarda bir incelemenin açılmasının geciktirilmesinin ‘adaletin inkarı’ olacağını söyledi. Geçen şubat ayında 6 Ruanda vatandaşı, Fransız askerlerinin 1994 yılında işlenen soykırımda ‘suç ortağı’ olduğu iddiasıyla Paris Askeri Mahkemesi’ne başvurmuş; fakat mahkeme başvuruyu ‘yetersiz’ bulmuştu. Geçtiğimiz nisan ayında da Ruanda’da görev yapan emekli Ulusal Jandarma Müdahale Grubu Komutan Yardımcısı Thierry Prungnaud, Fransız askerlerinin 1994 yılında soykırım yapmakla suçlanan Hutu milislerine silah eğitimi verdiğini itiraf etmişti. Fransa ise şimdiye kadar bu yöndeki tüm iddiaları reddetti.)

6 Nisan 1994’te Hutulu cumhurbaşkanı Habyarimana’yı taşıyan uçak düşürülmüş (bundan Tutsiler sorumlu tutulmuş.) Bunun üzerine, zaten sallantıda olan Ruanda’ da olaylar patlak vermiş. Nisandan temmuz ortasına kadar, 100 gün içinde 1 milyon Tutsi ve onlara sempati duydukları düşünülen Hutu öldürülmüş. Milyonlarca insan mülteci olarak komşu ülkelere sığınmak zorunda kalmış. Gözü kulağı kapalı olan tüm dünya ise olaylar durduktan sonra bile maalesef kanlı bilançonun gerçek boyutunu medyalarında yansıtmaktan uzak ve aciz bir çizgideydi.

The Rwandan Genocide was the 1994 mass killing of hundreds of thousands of Rwanda’s Tutsis and Hutu political moderates by Hutus under the Hutu Power ideology. Over the course of approximately 100 days, from the assassination of Juvénal Habyarimana on 6 April through mid-July, at least 500,000 people were killed. Most estimates indicate a death toll between 800,000 and 1,000,000, which could be as high as 20% of the total population.

The genocide had its roots in the Hutu-Tutsi ethnic divide and related sporadic violence, which had resulted in a large number of Tutsi refugees in the nations around Rwanda by 1990. In that year, the Rwandan Patriotic Front (RPF), a rebel group composed mostly of Tutsi refugees, invaded. The Rwandan Civil War, fought between the Hutu regime, with support from Francophone nations of Africa and France itself, and the RPF, with support from Uganda, vastly increased the ethnic tensions in the country and led to the rise of Hutu Power, an ideology that stressed that the Tutsi intended to enslave Hutus and thus must be resisted at all costs. Despite ongoing ethnic tension, including the displacement of large numbers of Hutu in the north by the rebels and periodic localized ethnic cleansing of Tutsi to the south, pressure on the government of Juvénal Habyarimana led to a cease-fire in 1993 and the preliminary implementation of the Arusha Accords.

A genocidal plan had existed since 1957, when the Hutu Emancipation Movement called the Parmehutu published the “Bahutu” Manifesto, in which it alleged a monopoly of power held by the Tutsi minority. In the 1960s, these denunciations led to the overthrowing of the monarchy and the establishment of the Republic headed by Gregoire Kayibanda. This was a regime which persecuted the Tutsi, who in many cases were forced to flee. The persecution also went on under the regime of Juvénal Habyarimana who had seized power in 1973 and promised progress and reconciliation.

The assassination of Habyarimana in April 1994 was the proximate cause of the mass killings of Tutsis and pro-peace Hutus. It was carried out primarily by two Hutu militias associated with political parties: the Interahamwe and the Impuzamugambi. The genocide was directed by a Hutu Power group known as the Akazu. The killing also marked the end of the peace agreement meant to end the war and the Tutsi RPF restarted their offensive, eventually defeating the army and seizing control of the country.

France & Belgium have been accused of substantially aiding and abetting the genocide..

ingilizce / english !!!

indir / download:

http://rapidshare.com/files/100638791/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.001
http://rapidshare.com/files/100638485/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.002
http://rapidshare.com/files/100638506/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.003
http://rapidshare.com/files/100638500/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.004
http://rapidshare.com/files/100638531/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.005
http://rapidshare.com/files/100638518/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.006
http://rapidshare.com/files/100638464/Frontline_-_Ghosts_Of_Rwanda.avi.007

en legitima desobediencia - tres de objection, insumision, antimilitarismo

May 18th, 2009


ispanya’ da vicdani ve total red hareketi..tarihçe, fotoğraflar, kişiler, eylemler…[ 404 sayfa ]
conscientious and total objection in spain.. history, photographs, objectors, actions.[ 404 pages ]
ispanyolca / spanish !!!
indir / download:

http://www.zshare.net/download/6018504823914838/

Dünyanın Tuzu / Salt Of The Earth (1954)

May 17th, 2009

BİLGİ / INFO:
http://www.imdb.com/title/tt0047443/
http://www.csfd.cz/film/139327-sul-zeme-salt-of-the-earth/
http://en.wikipedia.org/wiki/Salt_of_the_Earth

(tr)Bu öykü gerçek bir grev hikayesini anlatmaktadır. Grev Empire Zinc Madencilik patronlarının Meksikalı-Amerikalı işçilere karşı önyargılı ve acımasız tutumuna karşı ve beyaz işçilerle eş ücret talepleri sonucu doğmuştur. Ayrıca film erken feminist tavrı da barındırır. Çünkü greve giden kadınlar bunu eşlerine karşı durarak gerçekleştirirler. Bu filmi yazan ve yönetenler ayrıca “Hollywood Onlusu” olarak bilinen ve Kongre’ye ifade vermeyi reddeden grubun birer üyesidir.

(en)
Based on an actual strike against the Empire Zinc Mine in New Mexico, the film deals with the prejudice against the Mexican-American workers, who struck to attain wage parity with Anglo workers in other mines and to be treated with dignity by the bosses. The film is an early treatment of feminism, because the wives of the miners play a pivotal role in the strike, against their husbands wishes. In the end, the greatest victory for the workers and their families is the realization that prejudice and poor treatment are conditions that are not always imposed by outside forces. This film was written, directed and produced by members of the original “Hollywood Ten,” who were blacklisted for refusing to answer Congressional inquiries on First Amendment grounds.

İngilizce, İspanyolca Altyazılı / English with Spanish Subtitles

Netten İzle / Watch Online:
http://www.archive.org/details/salt_of_the_earth

İNDİR / DOWNLOAD:
http://www.archive.org/details/salt_of_the_earth

Torrent:
http://btjunkie.org/torrent/Herbert-J-Biberman-Salt-of-the-Earth-1954/4032a43025456daf37082624b049f605c39bd902e345

İngilizce Altyazı / English Subtitles:
http://www.opensubtitles.org/en/search/sublanguageid-all/imdbid-0047443

"barış için vicdan gerek" ebco toplantısı ve 15 mayıs dünya vicdani redçiler günü istanbul ayağı / "conscience is required for peace" ebco meeting

May 14th, 2009


Her yıl olduğu gibi bu yıl da antimilitaristler, savaş karşıtları, vicdani redciler ve dostları 15 Mayıs Dünya Vicdani Redciler Günü’nde sokaklarda olacaklar…16 Mayıs Cumartesi Günü, Saat 14.00′de, Taksim Tramvay Durağı’ndan Harbiye Ordu Evi önüne kadar yürünecek ve orada basın açıklaması yapılacak. “Reddet, Diren, Hayır De! Askere Gitme!” “Öldürmiycez, ölmiycez, kimsenin askeri olmıycaz”sloganlarıyla yürünecek.

Kıbrıs’ta da 15 Mayıs Dünya Vicdani Redciler Günü kutlaması yapılacak.

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi ev sahipliğinde gerçekleşecek toplantı KTÖS Lokalinde yapılacak…

Toplantı nedeniyle ülkede bulunacak Avrupa’nın çeşitli yerlerinden Vicdani Ret örgütü temsilcileri adanın kuzeyinde ve güneyinde düzenlenecek açık oturumlarda da konuşmacı olacaklar…

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi koordine edeceği etkinliklerden ilki 15 Mayıs’ta saat 19:00 tarihinde Lefkoşa’nın güneyinde, Kıbrıs Üniversitesinde gerçekleşecek açık oturum, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uyguladığı Vicdani Ret yasal düzenlemesi üzerine olacak ve EBCO Başkanı Gerd Greune, EBCO Genel Sekreteri Uluslararası Af Örgütü Yunanistan Seksiyonu aktivisti Alexia Tsounia ile Yunanistan Vicdani Ret Örgütünü aktivisti Lazaros Petromelidis konuşmacı olarak katılacak.

16 Mayıs, Cumartesi ise saat 19:30’da KTÖS Lokalinde yine Gerd Greune, Alexia Tsounia ve Lazaros Petromelidis konuşmacı olarak katılacakları “uluslararası antlaşmalarda insan hakları ve vicdani ret” konusunda bir açık oturum düzenlenecek. Açık oturumda ayrıca Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi temsileri de Kıbrıs’ın kuzeyindeki son durumu değerlendiren bir de sunum yapacak… Her iki açık oturumda konuşmacılar ve diğer uluslararası temsilciler sunumlardan sonra soruları da cevaplayacaklar… İki etkinlik de halka açık olacak…

17 Mayıs’ta da Kıbrıs’ın hem kuzeyinde hem güneyinde birer basın toplantısı yapılarak sonuçlar kamuoyuna açıklanacak…

15 Mayıs, Cuma günü yine etkinlikler çerçevesinde Türkiye’nin genç sevilen gruplarında Bandista’nın konseri de olacak… Bandista Konseri 15 Mayıs, Cuma saat 21:30’da Coşkuner Beer Garden’da gerçekleşecek…

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi, 15,16 ve 17 Mayıs’taki etkinliklere tüm Kıbrıslı savaş karşıtı ve anti militarist aktivistler başta olmak üzere ilgili duyan herkesi katılmaya çağırdı…
Türkiye ve Yunanistan’dan vicdani retçiler
Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi yaptığı açıklamada Türkiye’deki vicdani retçilerin süren davalarından dolayı kaılamadıklarını, davaları sonuçlanır gibi olsa da yurtdışına çıkışları her zaman için sorunlu olduğunu belirttiler. Bu nedenle Türkiye’den katılımla ilgili halen daha çalışmalarını sürdürdüklerini ve bu yönde girişimler yaptıkları da açıklamalarında belirttiler…

Yunanistan’dan ise uluslararası alanda tanınmış, vicdani retçi Lazaros Petromelidis toplantılara katılacak… Lazaros Petromelidis, 16 Aralık’ta gıyabında, “itaatsizlik”ten 2,5 yıl hapse mahkûm edildi. Sözü edilen itaatsizlik Temmuz 1999 ve Temmuz 2003 yıllarını kapsamakta. Gıyabında alınan mahkûmiyet kararından sonra Lazaros, mahkemeye neden katılamadığını faksla hâkime bildirdi.

Lazaros, Yunanistan’da 1997′da vicdani ret hakkının tanınmasından çok önce, 1992′de vicdani reddini açıklamıştı. Bu süreçte 16 kere yargılandı ve üç kez toplamda 20 ay hapse mahkûm edildi.

15th. of may is the day for conscientious objectors. this year, european bureau for conscientious objection is meeting in cyprus. you can get information about the the program from the poster of the event http://img7.imageshack.us/img7/4513/kbrsbyk.jpg

and in istanbul on the 16th of may, at 14.00 at taksim tramvay station will be met and will walk to harbiye orduevi (military building)

" 1984 " - Michael Radford

May 14th, 2009

George Orwell’ın, aynı adlı romanından uyarlanan ve ‘büyük birader’, ‘düşünce polisi’ gibi kavramları dünya diline kazandıran “1984″ filmi…

George Orwell’in, “büyük birader sizi izliyor” önermesi nedeniyle tam da günümüzle uyuşan, karanlık bir kehanet niteliği taşıyan romanı 1984, 2. Dünya Savaşı’nın acılarının henüz dinmediği bir dönemde yazılmış ve geleceğe dair hiç umut vaat etmeyen tezleriyle büyük yankı uyandırmıştı.

Filmde; iktidarların insanın bedeni, hürriyeti, psikolojisi ve ruhu üzerinde oluşturduğu dejenerasyon çok iyi tasvir ediliyor. 1984′teki 3 devletten biri olan Okyanusya’da Doğruluk Bakanlığı’nda çalışan Winston Smith, ülkenin tek ve egemen partisinin prensiplerine aykırı olarak, yaşadığı düzene muhalif düşünce, türlü işkencelere maruz kalır. Kitleleri kendine üye olmaya mecbur eden zorba partisiyle, kişinin yalnız dünyasında adeta kendi gerçekliğinden bile şüphe ettireceği Okyanusya’sıyla, düşünenlerin suçlu bulunarak buharlaştırıldığı bir dünyada bulur kendini. Bu düzenin hakim olduğu dünyanın en önemli unsuru ise sık sık Büyük Birader’in gözüktüğü TV ekranıdır.

Orwell, Büyük Birader’in kaba kuvvet aracılığı ile enformasyon akışını ve dolayısıyla benlikleri denetim altına alacağını öne sürerken oldukça haklıymış. Çünkü, insanların boğazlarına kadar eğlenceye, algılayamayacakları kadar çok enformasyona doyurulduğu bugünün dünyasında, iktidarlar aracılığı ile akışına bilinçli bilinçsiz kapılıp gittiğimiz, egemen kültürün bize sunduğu, etkin bir birey olarak yer almadığımız, ve kendi rızamızla kabul ettiğimiz, taraftarı, hatta mobeseler sayesinde warhol’un da söylediği gibi belki de farkına bile varmaksızın 15 dk’ lığına “bir yerlerin” meşhuru olduğumuz bir dünya var.

In the year 1984, rocket bombs and rats prey on the inhabitants of the crumbling metropolis of London. Far away on the Malabar Front, a seemingly interminable war rages against Eastasia. The Ministry of Truth broadcasts ceaselessly to the population via its inescapable network of telescreens. These devices, which pervade all aspects of peoples’ lives, are also capable of monitoring their every word and action. They form part of an elaborate surveillance system used by the Ministry of Love, and its dreaded agents the Thought Police, to serve their singular goal: the elimination of `thoughtcrime’. Winston Smith is a Party worker - part of the vast social caste known as the Outer Party, the rank and file of the sprawling apparatus of government. Winston works in the Records Department of the Ministry of Truth - the section charged with modifying historical news archives for consistency. When by chance Winston uncovers incontrovertible proof that the Party is lying, he embarks on a journey of self-questioning. In doing so, he becomes a thought-criminal. Winston begins to notice that a young Party member, Julia, is watching him. She wears the distinctive sash of the ultra-zealous Anti League and Winston fears that she is an informant. However, to his surprise, she reveals herself as a subversive and they embark on an illicit and dangerous relationship. This prompts Winston to explore deeper the blur between propaganda and reality. Ultimately, it leads him to O’Brien - a member of the Inner Party who sets Winston on an irreversible course of discovery.

ingilizce - (aşağıda altyazıyı indirebileceğiniz adres mevcuttur) / english !!!

indir /download:

http://rs705.rapidshare.com/files/207802332/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part1.rar
http://rs611.rapidshare.com/files/207978263/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part2.rar
http://rs713.rapidshare.com/files/208004812/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part3.rar
http://rs644.rapidshare.com/files/208060466/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part4.rar
http://rs631.rapidshare.com/files/208129833/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part5.rar
http://rs772.rapidshare.com/files/208149991/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part6.rar
http://rs261.rapidshare.com/files/207957136/Nineteen.Eighty.Four.1984.by.NoD0ubT.part7.rar

türkçe altyazı / turkish subtitles:

http://www.turkcealtyazi.org/mov/0087803/nineteen-eighty-four.html

Ahali’ nin ilk üç sayısı / anarchist monthly newspaper Ahali ’s first three issues

May 13th, 2009


“Tüm İktidarların elinde Kan Hep Vardı… ‘Bizim millet de zaten böyledir’ diyor general aşinası olduğu kameraların karşısında. Öyledir elbet. Biti yeni kanlanmış veletler, kandan bayrak yapıyor artık. Generaller övünerek çıkıp, kanı, evet bayraktan çok kanı, övünerek teşhir ediyor. Tepeden tırnağa cinnete kesmiş bir toplum. Araya az mesafe koyup resmin tamamını görünce insanın midesi kasılıyor. Böyle bir ortamda değil iktidarla didişmek yaşamak bile angarya gibi. Bize bu düşmüyor işte. Bize kana karşı, yaşamı savunmak düşüyor….Ahali Gazetesi geçen ay birinci sayısıyla artık yeryüzünün bir parçası oldu. Bu gazete, kanla ya da kanı çağrıştıran ağızda irin tadı bırakan kelimelerle değil tastamam yaşam ağrısıyla yazıldı. Bir gün diğer gereksiz detaylar yaşam dediğimiz resimden silinince biz de o gün, artık bu gazete mi olur ya da başka bir şey mi bilinmez, yok etmesini biliriz. Çünkü o gün, bugünden başladığımız devrim sonsuz dünyaya, bütün doğaya, henüz adını bilmediğimiz müthiş bir evreni bütünleyen ve şimdiden heyecan veren şeylere ayna tutmuş olacak. Artık eksiksiz, bu günden ayaklarımızın bastığı yerden başladığımız için, çok da bir şey yitirmeden, gerçekten yaşamaya başlarız. Aynanın gerisinde bir yerlerde bu gazete de mutlaka olur. Bundan sonrasında olmasa bile.Şu anda şayet siz okuyorsanız gazetenin ikinci sayısı çıkmış, gazeteyi yapan bizler bir şekilde sizden gelecek yanıtı, yüzümüzden hiç eksik etmediğimiz umutlu tebessümle (kimine göre kikirdeyerek) bekliyoruz demektir. Bizi, bu kandan ve bayrak yapanlardan ayıran şeydir o tebessüm ve icabında öfkelidir. Sizin yüzünüzdekine çok benzer ve bazen aynıdır.Böyle çıkan iş bu gazetenin ilk sayısı Anadolu’nun dört bir köşesine aynı gün gidiverdi: İstanbul, İzmir, Antalya, Antakya, Diyarbakır, Van, Bitlis, Mersin, Sivas, Giresun, Malatya, Kocaeli, Bursa, Tokat, Adana… Gazetenin bu köşesinden, gazeteyi sahiplenen yoldaşları, Bilhassa Vandan bize el verenleri, gözlerimiz gözlerine bakana değin kelimelerimizle kucaklıyoruz.Mersindeki genç yoldaşlarımız da özel bir ilgiyi hak ediyorlar. Kolluk kuvvetleri, onları okullularında gazete dağıtmakla suçlayarak (!), erken bir zamanda aileleri ve eğitimcileriyle yüzgöz ettiler. Şu anda, tırnaklayarak bir hedefe yönelmiş durumdalar. Kolaylıklar diliyor selamlıyoruz.Eksiklerimiz var. Bu eksikleri birlikte tamir etmeyi umuyoruz. Birlikte öğreneceğiz ne kadar ileri gideceğimizi. Bu biraz da size bağlı, Ahali.Geçen sayıya göre bu sayıda küçük bir farklılık var. Biraz daha ağırlaştı. Her anlamda… Sayfa sayısı arttı. Tabii ki gereklilikten.Bu satırların hemen sağında bir mektup bulacaksınız. Bu sizinde buraya mektup yazabileceğiniz anlamına geliyor. E-Posta Adresi ve Ahali’nin ikamet Adresi künyede.Bekliyoruz. Beklemek bitene dek!”

ikinci sayısının duyurusunda ahali böyle diyordu…evet,elimizde ikinci sayıyı tutuyorduk,sonra üçüncü,dördüncü,beşinci,altıncı ve yedinci…
evet, yedi sayı olmuş bu güzel insanlar bu gazeteyi çıkartmaya karar vereli.

buradan aylık gazete ahali’ yi, okuyucularını ve emeği geçenleri, kısaca tüm o güzel ahali’ yi tüm içtenliğimizle sevgiyle kucaklıyoruz. ocak, şubat ve mart 2008 tarihli ilk üç sayısı aşağıdan indirilip okunabilir, onlarla iletişime geçilebilir.

77. sayını da görmek dileğiyle ahali !!! (sonrasında 777, 7777 şeklinde uzar gider bu dileğimiz )

ahali is an monthly anarchist newspaper from ankara.they’ ve published their seventh issue. thay are deserving to be supported. 1st., 2nd., 3rd. issues, ( january, february & march 2008 )

türkçe / turkish !!!

indir /download:

http://www.zshare.net/download/59940586fbaa3197/

iletişim / co:

Ahali Gazetesi
Mithatpaşa caddesi 30A /29 Yenişehir, Ankara / Turkey
Tel: (0312) 434 47 54 ( if you’re calling from abroad, then dial +90 312 434 47 54 )
mail:
ahaligazetesi@gmail.com